12 Ocak 2012 Perşembe

Kırmızı çiçek


Canım oğlum, şuanda yanımda mışıl mışıl uyumaktasın.Yaklaşık yarım saat önce bir canavarın enerjisine sahip olduğuna inanamıyorum, o kadar masumsun ki şuan:)) Neredeyse 1 haftadır evde yatak istiratindesin. Malum okula başladın bu sene yarım gün gidiyor olsan da mikroplarla tanışıyorsun. Çok şükür ağır bir vaka yaşamadık ama geçmeyen bir grip ve tekrarlayan öksürük...
Şu günler durmak, susmak bilmeyen bir enerjin var. Sürekli konuşuyorsun kendi çapında ingilice- türkçe:)) renkler sürekli dilinde bazen türkçe karşılığını unuttuğunu düşünüyorum:)ama o kadar...

Bu arada 11 haftalık henüz anne karnında olan bir kardeşe sahipsin:)) Kardeş istediğini hem erkek hem kız kardeş istediğini söyleyip duruyorsun. Al sana kardeş:) Henüz sana açıklamadım tabii bu gerçeği... hem korkuyorum hem de bu uzun süreci bekleyebilecek kadar sabırlı olamayacağın için. Allah izin verirse kardeşinin olmasının sana çok büyük bir zenginlik katacağını düşünüyorum.

Bu gün ders yoğunluğumdan seni doktora ben değil teyzen götürdü. Dönüşte bir taksi tutmuşsunuz. Sonra sen birden bire anneme geçmiş olsun çiçeği almam lazım demişsin ve çiçekçiye gitmişsiniz. Anneme papatyalar almam lazım diyerek başlayan pazarlık tek bir karanfille sonuçlanmış. Ben eve elimde bir ekmek ve senin şurubunla geldim. Hemen koşup bana ne aldın diye sordun tabii. Ben de şurup aldım deyince... sen öyle değil beni mutlu edecek ne aldın diye sordun. Ben de nerden bileyim oğlumun bana çiçekler aldığını. oğlum ne alayım alamadım vallahi dedim. Sen beni koltuğa oturtup bekle biraz deyip, gözlerimi kapatmamı istediğinde yine ne yaptı acaba diye içimden geçiriyordum kiii
anneciğim senin kazağın ne renk diye sordun ellerin arkada. kırmızı oğlum dediğimde..
ben de sana kırmızı çiçek aldım anneciğim dedin.

ben dünyanın en mutlu annesi oldum...bebeğim adam olmuş daa bana çiçek almış, sürpriz yapmış..inanamadım. doyamadım o çiçeğe... beni varlığınla her an mutlu eden oğlum, beni böyle bir sürprizle inanılmaz duygulandırdı. Seni çook seviyorum benim küçük abim:))

2 Kasım 2011 Çarşamba

İyi ki Doğdun Canım Oğlum





Canım oğlum, bu gün doğum günün. 4 yaşında oldun. İnanamıyorum. Hem gurur, hem mutluluk var içimde. Biricik bebeğim büyüyüyor. Çok mutluyum. Oğlum, benim küçük bebeğimken artık benim küçük arkadaşım oluyor. Birlikte oyun oynamak,gezmek, konuşmak inanılmaz zevkli.
Bu yıl doğum gününü hafta sonu kutlamak için 29 Ekim cumartesi günü, Ağa Köşkü'nde akşam yemeğinde toplandık.Tüm sevdiklerimiz neredeyse oradaydı. Anneannenler, büyükbabaların, Sabahattin Dedenler, Gülen Hala, Aylin Hala, Melahat Teyze, Bülent Amcanlar,Aycan teyzenler, Halanlar, Dayınlar...tam 25 kişiydik o gece. Çok güzel yemekler eşliğinde, sevdiklerimizle beraber senin bir yaş büyümeni kutladık. Anneannenler Adana'dan, dayın ve halanlar ise İstanbul'dan sadece senin için geldiler. Sen de gece muhteşemdin. Tüm misafirlerimize okuldan öğrendiğin Cumhuriyet şiirini okuyup, ardından da "Doğum günüme geldiğiniz için teşekkür ederim." demen herkesin çok oşuna gitti.
Bu gün 02.11.2011 Salı. az önce okulda öğretmen ve arkadaşlarınla sınıfında doğum gününü kutladık. Çok güzel bir kutlamaydı. Hep birlikte sana doğum günü şarkıları söyledik. ve pastanı kestik.
Ne mutlu bana senin gibi bir oğlum var. Hergün şükrediyorum Allah'a...
Sağlıklı, mutlu, şanslı ve bizimle birlikte:) çoook uzun ve iyi yaşa oğlum.

26 Ağustos 2011 Cuma

kısa özet:)


Canım oğlum, uzuun bir yaz tatilini geride bırakmak üzereyiz. Şuanda benim seminerlerim başladı. Ama hafta sonları yine yazlığa gidiyoruz. Tatilimiz çok güzel geçti. Seninle başbaşa 3 Temmuz da Adana ya gittik. Yaklaşık bir ay inanılmaz mutlu geçirdik bu süreyi. Kazasız, hastalıksız. 15 anaokula gittin. Arkadaşlarınla oynadın, kız arkadaşlarınla buluşup, denize girdin. Bol bol yüzdük akdenizin sıcak sularında. Sonra mecbur dönüş:( Döndükten 1 hafta sonra ise yazlığa gittik Berke ve Keremle bol bol vakit geçirdin... Şimdilerde ise ben de hem bir gurur hem bir heyecan.
Benim minik oğlum okula başlayacak. Kılık kıyafet,okul araç gereç hazırlıklarımız var. Artık iki arkadaş gibi uçak seyahatleri, alışveriş gezileri yapabiliyoruz. Şu günlerde ise kuşlarla ilgili bir bilgisayar oyunu oynamakla neşguluz. Parolamız" Pes etmek yok" :))

16 Mayıs 2011 Pazartesi

Çok güldümm

Çok uzun bir ara zaman girdi yazılarımın arasına. Bloglar kapandı sonra benim açmam da yine zaman aldı. Neyse ki kavuştuk. Bu kadar zamandır yaşananlar artık akla gelindikçe eklenecek. Dün gece ile başlamak lazım.

Dün akşam çok sevdiğin derra(Derya)nın düğünü vardı. Sana koşmak oynamak için ortam müsaitti tabii. Senden yaşça büyük çocukların peşinden koşturup beni merak içinde bırakmıştın. Bende koştum peşinden ne yapıyorsunuz diye bakmak için. Büyük olan çocuklar engelliler için yapılan eğimli çıkış yerinden hızla çıkıp yine hızla iniyorlardı. Benim temkinli oğlum yapmıyordu.(yaşasın) Ama yine de merdiven başında durduğun için endişeyle yanında durdum. Ve sana bu eğimli yol engelliler için, buradan tekerlekli sandalye ile çıkıldığını anlattım. Hemen ardımdan etrafındaki çocuklara "beni dinleyiiin, bu yol tekerlekli masalar için, buradan yemekler taşınıyor" demen beni kahkahara boğdu tabii.

Düğün sonunda arabaya binerken yerde bulduğun sopalı süpürgeyi tüm uyarılarıma rağmen bırakmayınca ben de "şimdi cadı gelip süpürgem nerede diyecek" dedim. Aman yarabbi o süpürgeyi yavaş yavaş gökyüzüne bakıp bakıp bırakacağını nereden bileyim. Amacım korkutmak değil espiri yapmaktı. Ama gökyüzüne uzun süre bakman beni hala güldürüyor. Neyse sonra durumu kurtardık...:))

3 Şubat 2011 Perşembe

ilk kreş,ilk dans...


Adanada'yız... pazar gecesi geldik, rötarlı bir şekilde!!!
Mutluyuz, Kaancığım el üstünde ilgi odağı dolayısıyla hayatını yaşıyor. Evin içinde tüm gün sadece bizi görmekten gına gelmişti. Burada 2 gündür kreşe gitmeye başladı. İlk gün birlikte gittik kreşe,yarım gün. Ben ilk 5 dk dan sonra görünmez oldum. Ertesi gün seni kapıdan bırakıp çıkışta almaya geldim. Bu beni çok mutlu etti. Üstelik kreşte iki sınıf var. 2-4 yaş ve 4-6 yaş. Sen büyük gruba dahil olmayı istedin. Kreş çıkışlarında, küçük gruba giden arkadaşın Ata'yla da uzun zaman geçirdikten sonra, şimdi olduğu gibi mışıl mışıl uykuya...
Dün akşam aile dostlarımızla yemekteydik. Senin yaşlarında 3 tane kızları var:))
Yemek sırasında üç kızı da bastıracak kadar hareketli ve girişkendin. Hatta yemek müziği çalmaya başladığında" eee neden dans etmiyoruz?" diyecek kadar da centilmen...İlk dansını görmek mutluluk vericiydi.Bu arada dansta bir harikaydı. Bol bol fotograf ve kamera görüntüsü yakalamaya çalıştım ama seni alkışlamaktan ve çok hareketli oluşunuzdan biraz zorlandım.:)
Hıım bir de akülü arabamız var artık, değmeyin keyfimize:)

2 Şubat 2011 Çarşamba

...


Canım oğlum
Bugun sadece seni çook sevdiğimi ve hayatın boyunca hep mutlu ve sağlıklı olmanı istediğimi söylemek istiyorum. Çok şükür ki şu an kucağımdasın kollarımda...

23 Ocak 2011 Pazar

Yeni oyuncaklar, oyunlar

Klasik bir erkek çocuğu olduğunu kanıtladın sonunda. Bir süredir devam eden araba aşkımızın azalmasına üzüldüm desem yalan olur. Araba kullanmayı seviyorum ama oyuncak arabalarla oynamak bir anne olarak hiç bana eğlenceli gelmiyordu ne yalan söyliyeyim.

En sevdiğim şey puzzle yapma zevkini seninle yaşamak, senin de benim kadar puzzle yapmayı sevdiğini görmek çok keyifli. Kaç tane puzzlemız var ve onları kaç milyon kez yaptın bilemiyorum:))

Şimdi de kahraman sevdamız başladı. Örümcek adamlar, demir adamlar favorilerimiz. Son günlerde ki oyunumuz. "babacığım, annem benim kızım olsun, sen ona saldır ben de onu kurtarayım" :))bu oyunu defalarca oynuyoruz.

Şurup krizi aşıldı...

İlk kez hastalandığında 3 aylıktın. Ben çalışmaya başlamıştım ve sanırım taşıdığım mikropları sana bulaştırmıştım. İlk kez şuruplarla tanışman böyle oldu. O günlerde çok küçük olman sebebiyle başlayan şurup içememe-içmeme bugünlere kadar sürdü...
Geçtiğimiz aylarda ise bu mücadelelerimiz tavan yaptı resmen. Ateşler içinde yanmana rağmen şurup içmemek için verdiğin mücadele inanılmazdı. Her türlü yöntem ve tekniğin yaşandığını, gizli kapaklı oyunların yapıldığını söyleyebilirim. Hiç bir anne çocuğunun hasta olmasına dayanamaz elbette ama ben emin ol kahroluyordum sen hasta olduğunda. Çünkü şurup içmediğin için ne ateşin düşüyordu ne de hastalığın çabuk geçiyordu. En ufak bir soğuk algınlığı bile bizim için kabustu taa ki bugüne kadar. Aynı zamanda 6 aylık bebekliğinden sonra başlayan doktor korkunda bizi çok zorluyordu.
22 Ocak gecesi birden bire ateşlendin. Beni ilk şaşırtan ateşini ölçmeme itiraz etmemen oldu. Buna bile şükrettim. Sabah olduğunda doktora gitmemiz gerektiğini söylediğimde. Tamam anneciğim ama abi doktora gidelim demen bile beni mutlu etmeye yetti.
Dediğini yaptık erkek bir doktora gittik ve ilk defa hiç itirazsız, gözyaşı olmadan sessiz sedasız muayene oldun. Ve elbette tedavi süreci gereği Dr. şurup verdi.
Kaancığım hadi hayatım şurup içme zamanı geldi dediğim anda, klasik mücadelenin başlaması gerekiyordu. Ama bir mucize oldu sanki ve sen "ben artık büyüdüm değil mi, abi oldum . İçmem lazım dedin" ve içtin. Dünyalar benim oldu. Bir kaç saat iyi olacağını bilmek, mücadele etmemenin verdiği hafiflik, mutluluk anlatılmazdı. Demek benim oğlum gerçekten büyümüş, 1-2 ay öncesiyle ne kadar büyük bir farklılık inanılmazdı doğrusu. Ama içimden bir ses bu herhalde bir kerelik oldu sonra yine zorluk çıkarır demeden edemedi. Şükürler olsun ki bu şurup içme olayı defalarca tekrarlanmasına rağmen hiç bizi zorlamadı. Ne büyük bir mutluluk anlatamam. Burnun sular seller gibi akıyor, ama benim içim rahat çünkü oğlum artık şuruplarını içiyor...:)

21 Kasım 2010 Pazar

Bayram Şekeri Küçük Jokey

Dokuz günlük bir bayram tatiliydi. Ailece(annemler, halam ve amcalarım) Gönen'deydik. Bol bol dinlendik, eğlendik, şifalı sulara girip çıktık:))
Hava o kadar güzeldi ki... dışarıda gezmek de çok keyifliydi. Sonbaharın son günlerinde ilk baharı yaşadık sanki.

İlk defa at bindin... 2 sene önce Bolu'da Berke ile bindiğiniz atı saymazsak:))
Bu sefer bir at çifliğindeydik Gönen de. Oldukça kalabalıktı. Benim yıllar önce yaşadığım attan düşme deneyim olduğu için hiç istekli değildim at binmeye. Ama biricik oğlum yaşasın bu deneyimi istedim. Allahtan sen de istedin:)) Polly cinsi midilli tarzı Karamel adında, karamel renginde:) sevimli bir attı. Yaklaşık 10 dk. lık Karamel'le yapılan gezinti de Bayrama bir hoşluk kattı. Giydiğin jokey şapkası ve at üzerindeki ciddiyetinle hepimizin gözünde küçük bir jokey oldun:))

5 Kasım 2010 Cuma

Yaş Özelliği

Canım oğlum, 3 yaşını doldurmuş 4 yaşından gün almaya başladığın şu günlerde boyun 98-99 cm kilonda 16-17 kg civarında. Hem fiziksel hem de gelişim özellikleri olarak tam yaş özelliklerini taşıyorsun...

Bu günlerde ki en büyük değişim ve gelişim özelliğin korkuların...! Yılanlar, canavarlar, köpekbalıkları...vs Sanırım izlediğin çizgi filmlerden öğrendin yılanları. Bir gece yanımıza gelip ayaklarını havaya dikerek yattın:) neden diye sorduğumuzda yataktaki yılanlar yüzünden dedin:(( Nemo gibi çizgifilmde yer alan köpek balıkları yüzünden de köpek balığı korkumuz var. Geçenlerde gittiğimiz Sammy'nin Maceraları ilk sinema filmimizdi. Ama çoşkuyla başlayan sinema seyri malesef yine köpekbalıkları yüzünden yine yarıda bitti:( Ama ilk sinema izleme deneyimi olarak yerinde oturma, sesiz durabilme konularında çok başarılıydın:))Hatta diğer izleyicileri uyaracak kadar:)

Umarım bu korkularımız zor da olsa çok uzun sürmeden biter:))

31 Ekim 2010 Pazar

1. kutlama:))


Canım oğlum 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla hafta sonun ile birleşen tatil doğum günü kutlamalarımızdan ilkini!!! 30 Ekim Cumartesi akşamı gerçekleştirdi. Sadece aile içinde akrabalarla yapılan parti çok güzeldi... İnternetten bulup sipariş ettiğimiz pastamız ve keklerimiz çok şıktı. Güzel resimlerde çekildi fakat henür yüklenemedi:)) Elimde sadece pastanın resimleri var. Önce onları paylaşayım sonra diğer anılaaar...
2. kutlamamız salı akşamı yani tam doğduğun gün:))
Sonra birde bayramda anneannenlerle 3. kutlamayı yaptık mı değme keyfimize:)))

28 Ekim 2010 Perşembe

3. Yaşı Bitiriyoruz...



Ne mutluluk ne gurur bir bilsen... 3 yıl olmuş kollarıma verileli... hem çoook uzun bir zaman hem de çok kısa.

Bu yıl diğer yıllardan farklı doğum günü hazırlıklarımız. İlk yıl bir bebeğin yaşını doldurma sevinciydi sadece. 2. yıl bebekliğin biraz daha azaldığının habercisiydi. Bu yıl ise kocamaaaan bir adam oldu benim oğlum. Kişilik sahibi, ne istediğini bilen:))
Bu yıl ilk defa ne istersin oğlum soruları onun için daha anlamlı ve kıymetli.


İlk isteği parti düdüğü:)) soranlar ne olduğunu önce anlayamıyorlar hiç umdukları bir cevap değil çünkü:) Sonra parti şapkası, balonlar...vs

Doğum günü pastası... en önemli konumuz. Anlattım daha önceki pastalarını bak ilk doğum gününde bir palyaçoydu, 2. yaş doğum gününde bir hediye paketi. Bu yıl ne istersin deyince...
Arabalı olsun dedi. hemen seçenekler araştırıldı tabii oğlum birşey istemiş olmaz mı?
modeller üzerinde birlikte konuşup anlaştık. Şimşek Mqueen hayranlığının tavan yaptığı bir zamanda tır mack ve şimşek mqueen li pasta istedin. aradık taradık.. ve buldum ama tır ın pasta üzerindeki gereksiz varlığı hoşuma gitmediği için seni de ikna ederek şimşek ve diğer arkadaşlarının yer aldığı bir pastayı beğendik:))
yanında da bonusları cupkekler.

Pekiii hediye ne istersin? Tabii şimşek mequeen:))
Peki madem pastada tır yok, o zaman babayla sana tır alalım mı? Olur, yaşasııın:) Hadi anne modellere bakalım:) ( internette tüm oyuncak siteler 3 gün gezildi oyuncakta seçildi)

Artık bebek değilsin belki ama hala çok küçüksün. Çok ilginç evin içinde gözüme o kadar küçük görünmüyorsun:)) Ama dışarıya çıktığımızda karşıdan koşarken ya da arkandan sana bakarken ağzım açık kalıyor aaa daha çok küçük diye:))

Bu itiraftan da sonraa doğum günü heyecenımızı artık ortak heyecan:)) paylaşıyoruz.
İnşallah çok güzel bir gün olur. İnşallah hep çok güzel bir ömrün olur...

15 Ekim 2010 Cuma

Van,tur.tiriyo

Yoğunluklardan dolayı uzuuun zamandır yazamıyorum. Yazılacak o kadar çok şey birikti ki...
Herşeyden önemlisi doğum gününe sayılı günler kaldı. Artık 4 yaşından gün alacaksın. 3 yılı geride bıraktık bile. Ne çabuk geçiyor zaman. Daha seni ilk kucağıma aldığımdaki gibi panik halde sanki yüreğim. Herhalde bu heyecan ve yürek çarpıntısı hiç geçmeyecek.
Artık iki arkadaş gibi sohpet etmeye başladık. Bana uzun uzun bir gününün nasıl geçtiğini büyük bir adammış edası ve cümleleriyle aktarıp duygu ve düşüncelerini paylaşıyorsun.
Tek sıkıntım evde çok uzun zaman geçirip sıkıldığını düşünmem. Umarım öyle değildir çünkü kreşe gönderme işini biraz askıya aldım:)Arkadaşların olmasını ve onlarla oynamanı istiyorum ama şartların biraz daha uygun olması gerekiyor. Nasılsa o günlerde gelecek... Okula gitmek istemeyip evde kalmayı istediğin günler:)
Evde zaten kendini çook geliştiriyorsun:) Geçen gün bana ingilizce sayıları saymaya başlayınca şoke oldum. Aynen şöyle Van, tur, tirio, foor, fayf... çizgi filmler sağolsun:)

26 Ağustos 2010 Perşembe

Ne olur gitme anne:( 'ler bitiyor ...dan Ne olur gitme anne..lere






Koskoca tatil geçti gitti bile...hiçbir hatırayı not edemeden:(
Artık günü gününe olmasa bile kısa özetlerle yaz tatilimiz...

Yaz tatilimizin birinci durağı Antalya-Kemer'di...
Arabayla yapılan ilk uzun seyahatimiz. Kazasız belasız atlatıldı. Otel memnuniyetimizin çok olmadığı fakat birlikte olmanın( halanlar,Sultan teyzenler) güzelliğini yaşadığımız günler geçirdik...


İkinci önemli olayımız kuzenlerin Berke ve Kerem'in sünnet düğünüydü...


Ardından babaannemin vefatı dolayısıyla İstanbul'a gidiş...(dolayısıyla Adana'ya gidişimizi erteledik)


Ertelenen Adana seyahatini gerçekleştirdik. Bu seyahatte baban bize katılamadı fakat Nejla teyzen yanımızdaydı. Uçağa 10. binişindi. Ama ilk defa uyumadan bindin ve uçakta da bir an olsun gözünü kırpmadın. Benim yüreğim ağzımda hava boşluğuna girersek o korkuyu yaşarsan diye. Çok şükür laylaylom bir şekilde geçti yolculuğumuz. Tatil dönüş biletini almamıştık, çünkü bu seferde dedem rahatsızdı. Sadece bir hafta kalabildik Adana'da çünkü senin büyük dedeni, benim dedemi kaybettik:(

Tatilimiz böyle bir acı bir tatlı geçti...


Aradan geçen zaman süresince maşallah sağlığın yerindeydi. Geçen seneki yaz tatilinde yaşadığımız kazalar çok şükür ki gerçekleşmedi.
Bezi bırakma çalışmalarımız başarılı bir şekilde gerçekleşti. Antalya yollarında otobanda lazımlığı yol kenarına koyup gelip geçen arabalara karşı sefalar sürdün:))
Sonunda artık ben lazımlık istemiyorum diyerek kendiliğinden klozete geçtin. Artık bu işimiz tamamen hal.


Konuşmaların, oyunların tadına doyulmayacak cinsten...


Canım oğlum yazımın başlığındaki gibi ne olur gitmeler maalesef yeniden başladı bile.


İnşallah şu günleri çarçabuk geçer yine gelir tatil günleri...